Barış Ekin´in Tip-1 Diyabetle Tanışması



21 Nisan 2012 / Barış Ekin’e Diyabet Tanısı Konulması

Barış Ekin bir Haziran günü ailemizi şenlenirdi. Ben oğlumu karnımdayken sevmeye başladım. Onu 15 ay emzirdim. Uykuya çok düşkün bir çocuk değildi. Geç uyur erken uyanırdı. Memeden ayrıldıktan sonra gece kalkmalarını bırakmıştı.

Ancak diyabet tanısı konulmasından birkaç ay önce gece kalkmaları başlamıştı. Gece kalkıyor kanana kadar su içiyordu. Bezinden de idrar sızmaya başlamıştı. “Neden bu kadar su içiyor?” diye sorgulamaya başladık. Sızdıran bezlere de bir anlam veremiyorduk.

Bu arada internetten neden olabilir diye araştırmaya başladık. Diyabet olabileceği ile ilgili bilgilere ulaştık. Aklımızda şüphe kalmasındansa bir test yaptıralım dedik. Bir cumartesi öğleden sonra doktora gittik şikâyet ve endişelerimizi dile getirdik. Testlerimizi verdik. O kadar kondurmuyorduk ki eşim sonuçları beklerken “Gezmeye mi gitsek.” diye sorduğunda,  “Hayır, sonuçlarımızı aldıktan sonra gideriz.” demiştim.

Tahlillerinin sonuçları çıktıktan sonra sonuçları doktora gösterdik. Doktor hemen bir üniversite hastanesine gitmemiz gerektiğini söyledi. Bize bir kâğıt yazdı. Sonuçlarımızla birlikte üniversite hastanesine gittik. Şok içerisindeydik Ne olduğunu anlayamamıştık. Acilden hemen giriş işlemlerimiz yapıldı. Nöbetçi doktor oğlumuzun diyabet olduğunu 10 gün hastanede kalabileceğimizi söyledi. Tırnağını keserken canı yanacak diye korkarken, 22 aylık oğlumuzun diyabet olduğunu öğrendik. O minicik parmakları delik deşik oldu. İşkence gibi bir geceden sonra servise çıktık. Oysaki ben oğluma ne güzel bakmıştım bu güne kadar. Hep sağlıklı beslediğimi düşünmüştüm. Nerede yanlış yapmıştım. Eşim de, ben de kendimizi sorgulamaya başlamıştık. “Nerede yanlış yapmıştık?”

Sanki beynim uyuşmuş gibiydi, sürekli ağlıyor, ağlamadan konuşamıyordum. Hiçbir şeyi doğru düzgün algılayamıyordum. Hastanede geçirdiğimiz üç dört gün sonrasında bizleri diğer diyabetli çocuklarla tanıştırdılar. Sağlıklı görünen çok güzel çocuklardı. Çok mutlu oldum. Yalnız değildik. Oğlum da sağlıklı beslenerek hayatına devam edebilecekti.

Yapılan diyabet toplantılarına, diyabet eğitimlerin birçoğuna katıldık. Birçok diyabetli ve aileleriyle tanıştık. Sıkıntılarımızı üzüntülerimizi paylaştık. Bizim gibi çok küçük yaşta diyabetle tanışan aileler gördük. Onların da bizim gibi cevaplamakta zorlandıkları “Neden” ile başlayan sorularla karşılaştıklarını gördük.

Gece kesintisiz uyumayı unuttuk, bebek sayılacak yaşta çocuklarımıza erken kalkmayı öğrettik. Onların canı yandığında gözyaşımızı içimize akıtıp onların yerine keşke ben diyabetli olsaydım dedik.  

Geçen yıllar içerisinde diyabetli olmayanların diyabeti anlamadığını, hayatımızı kolaylaştırmadığını gördük ve her geçen gün görmeye devam etmekteyiz.

Diyabetli aileleri, yakınları ve diyabetliler olarak birlik olalım. Karşılaştığımız sorunlarla ilgili hayatımızı kolaylaştıracak adımlar atılmasına vesile olalım… 

Barış Ekin'in Annesi / Seldanur Gümüşkaya Yeşildağ